31 Mart 2019'da Ekrem İmamoğlu, AKP'nin adayı eski Başbakan'a karşı İstanbul halkı tarafından yeni İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak seçildi. Bu seçimden sonra Erdoğan, seçim sonuçlarını kabul etmeyerek oyların yeniden sayılmasını talep etti. İlerleyen süreçte farklı bölgelerde oylar tekrar tekrar sayıldı ve bu sürecin sonunda İmamoğlu, 13.082 oy fark ile seçimi kazandı.
Sonrasında Erdoğan, Yüksek Seçim Kurulu'ndan seçimin yenilenmesini talep etti ve YSK seçim yenileme kararı aldı. 23 Haziran 2019'da İstanbul seçimleri tekrarlandı; Ekrem İmamoğlu bu sefer rakibinden 800.000 oy fazla alarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin başkanı seçildi.
Birinci başkanlık dönemi süresince İmamoğlu; metro ve diğer ulaşım hatlarına, ülke ekonomisi sebebiyle kötü durumda olan halka sosyal yardımlar ve uygun fiyatlı yemek, kreş gibi projelere ve İstanbul'un tarihi yapısının korunmasına yönelik önemli çalışmalara imza attı. Aynı zamanda eski belediye başkanlarının görev dönemlerinde çeşitli vakıf ve derneklere halkın vergilerinden yapılan para aktarımlarını kamuoyuyla paylaştı. Bu süreçte hem İstanbul halkının hem de tüm Türkiye'nin güvendiği bir siyasetçi konumuna yükselirken iktidarın ona yönelik düşmanlığı da giderek arttı.
31 Mart 2024'te gerçekleşen yerel seçimlerde Cumhuriyet Halk Partisi %37 oy alarak 1. parti oldu; Ekrem İmamoğlu ise rakibinin 1 milyonun üzerinde oy önünde tarihi bir farkla tekrar İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na seçildi. Bu seçimlerden sonra kendisinin Erdoğan'ın önündeki en güçlü rakip olduğu artık tartışmasız hale geldi.
2025 yılının başlarında AKP yetkilileri İmamoğlu hakkında asılsız iddialar ortaya atmaya başladı. Savcılık, İBB'nin bazı işlemleri hakkında soruşturmalar açtı; eş zamanlı olarak hükümet yanlısı medya kuruluşları yolsuzluk iddiaları içeren kapsamlı bir karalama kampanyası başlattı. Şubat ve Mart aylarında İBB çalışanları hiçbir somut delil gösterilmeden tek tek gözaltına alınmaya başlandı.
18 Mart 2025 tarihinde İstanbul Üniversitesi, İmamoğlu'nun 31 yıllık üniversite diplomasını hiçbir haklı gerekçe sunmadan iptal etme kararı aldı. Türkiye Cumhuriyeti'nde cumhurbaşkanı adayı olabilmek için üniversite diploması sahibi olmak zorunlu olduğundan, bu hamle doğrudan İmamoğlu'nun siyasi geleceğini hedef alan bir adım olarak değerlendirildi.
Ekrem İmamoğlu, AKP'nin adayı eski Başbakan'a karşı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçildi. Erdoğan sonuçları kabul etmeyerek oyların yeniden sayılmasını talep etti. Farklı bölgelerde oylar tekrar tekrar sayıldı; İmamoğlu 13.082 oy farkla seçimi kazandı. Ardından Erdoğan, Yüksek Seçim Kurulu'ndan seçimin yenilenmesini talep etti ve YSK bu kararı aldı.
İstanbul seçimleri ikinci kez yapıldı. Ekrem İmamoğlu bu sefer rakibinden 800.000 oy fazla alarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin başkanı seçildi. Halkın sandıkta verdiği yanıt, iktidarın iptal girişimine karşı güçlü bir demokratik mesaj oldu.
İmamoğlu; metro ve ulaşım hatları, sosyal yardımlar, uygun fiyatlı yemek ve kreş gibi hizmetlerle İstanbul'a önemli çalışmalar kazandırdı. Tarihi yapının korunmasına önem verdi. Aynı zamanda önceki yönetimlerin vakıf ve derneklere aktardığı halkın vergilerini kamuoyuyla paylaştı. Bu dönemde hem İstanbul'un hem de tüm Türkiye'nin en güvenilen siyasetçileri arasına girdi; iktidarın ona yönelik düşmanlığı da giderek arttı.
Türkiye genelinde yapılan yerel seçimlerde CHP %37 oy alarak 1. parti oldu. Ekrem İmamoğlu, rakibinin 1 milyonun üzerinde oy önünde tarihi bir farkla İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na yeniden seçildi. Bu seçimden sonra İmamoğlu'nun Erdoğan'ın önündeki en güçlü rakip olduğu tartışmasız hale geldi.
AKP yetkilileri İmamoğlu hakkında asılsız iddialar ortaya atmaya başladı. Savcılık, İBB'nin çeşitli işlemleri hakkında soruşturmalar açtı. Hükümet yanlısı medya kuruluşları yolsuzluk iddiaları içeren kapsamlı bir karalama kampanyası başlattı. Şubat ve Mart aylarında İBB çalışanları hiçbir somut delil gösterilmeden gözaltına alınmaya başlandı.
İstanbul Üniversitesi, hiçbir haklı gerekçe sunmadan İmamoğlu'nun 31 yıllık üniversite diplomasını iptal etti. Türkiye'de cumhurbaşkanı adayı olabilmek için üniversite diploması zorunlu olduğundan bu hamle, İmamoğlu'nun siyasi geleceğini doğrudan hedef alan bir adım olarak değerlendirildi.
Ekrem İmamoğlu, önceki soruşturmaların kaynağı olan sahte suçlamalarla gözaltına alındı. Gözaltı haberi yayılır yayılmaz binlerce kişi İstanbul Saraçhane'ye akın etti. O günkü protestolar, aylarca sürecek büyük bir halk hareketinin fitilini ateşledi.
Mahkemeye sevk edilen İmamoğlu hakkında soruşturmanın kapsamı gerekçe gösterilerek tutuklama kararı çıkarıldı. Aynı gün CHP, kendi içinde gerçekleştirdiği halk oylamasıyla İmamoğlu'nu 15.000.000'un üzerinde oy ile cumhurbaşkanı adayı seçti.
İstanbul'da başlayan protestolar tüm Türkiye'ye yayıldı; neredeyse her şehirde aylarca her gün büyük yürüyüşler düzenlendi. Erdoğan bu protestolara polis şiddetiyle karşılık verdi. Süreç boyunca 2.000'e yakın kişi gözaltına alındı; bunların 1.133'ü üniversite öğrencisiydi. Gözaltına alınanların büyük bölümü polisin orantısız güç kullanımına, çıplak aramaya ve cinsel şiddet ile tacize maruz kaldıklarını bildirdi.
İstanbul'un yanı sıra Adana ve Antalya büyükşehir belediye başkanları, 14 ilçe belediye başkanı ve 2 Mart 2025'te Bolu Belediye Başkanı da asılsız iddialarla tutuklandı. 16 belediye başkanımız hâlâ hapishanede. Erdoğan, İstanbul İl Örgütü'ne kayyum atayarak CHP'yi içten çökertmeyi denedi; ancak partinin ve seçmenlerinin kararlı duruşu bu girişimi engelledi. CHP'nin başlattığı "İmamoğlu'na Özgürlük ve Erken Seçim" imza kampanyasına 25.100.000'in üzerinde imza ulaştı.
19 Mart olayları yalnızca bir kişinin davası değil; halkın iradesini, ifade özgürlüğünü ve hukuk devletini hedef alan sistematik bir baskının somut göstergesidir.
15 milyonun üzerinde oyla CHP cumhurbaşkanı adayı seçilen İmamoğlu, aynı gün tutuklandı. İstanbul, Adana, Antalya büyükşehir başkanları ve 14 ilçe başkanı dahil toplam 16 seçilmiş belediye başkanı hâlâ cezaevinde.
31 yıllık üniversite diploması hiçbir gerekçe gösterilmeden iptal edildi. Cumhurbaşkanı adaylığını engellemeye yönelik bu hamle, yargının siyasi baskıdan bağımsız olmadığı sorusunu gündeme taşıdı.
İstanbul'dan tüm Türkiye'ye yayılan protestolarda ~2.000 kişi gözaltına alındı; bunların 1.133'ü üniversite öğrencisiydi. Gözaltındakilerin büyük bölümü orantısız güç, çıplak arama ve cinsel tacize maruz kaldıklarını bildirdi.
Erdoğan, CHP İstanbul İl Örgütü'ne kayyum atayarak partinin işlevini yitirmesini ve oy kaybetmesini planladı. CHP yönetiminin ve seçmenlerinin birlikte gösterdiği kararlı duruş bu girişimi engelledi.